Hz. Hüseyin (R.A.) ve yakınlarının Kerbelâ çöllerinde susuz şehîd edilmelerinden sonra zalim Yezid’in zalim ordusu, geride kalan kadın ve çocukları toplayarak Kûfe şehrine götürürler, İmam Hazretlerini ısrarla çağıran ve yardım sözü veren kalleş Kûfeliler ise, bu hazin manzara karşısında ağlamaya başlarlar. İmam Hüseyin (R.A.)’in kız kardeşi ve Hz. Ali’nin (K.V.) kızı Zeyneb (R.A.) bu ikiyüzlü insanların tavrından iğrenir ve şu tarihî konuşmayı yapar:
“Ey Küfe halkı! Ey hileci ve hıyanetkâr halk! Sizi gidi günahkârlar!... Şimdi ağlıyorsunuz ha? ALLAH göz yaşlarınızı asla dindirmesin! Gözlerinizden yaş hiç eksik olmasın! Şulelerinizin feryadı asla dinmesin! Kalpleriniz acı ve keder içinde yansın!
Ne sizin andlaşmalarınıza bir değer verilir, ne de sözlerinize itibâr edilir. Lâftan, öğünmekten, gösterişten, cariyeler gibi dalkavukluk yapmaktan ve düşmanla gizli işbirliği yapmaktan başka neyiniz var sizin? Bilin ki, siz şirretsiniz! karaktersiz ve alçaksınız!
Simdi kardeşim ve bizler için mi ağlıyorsunuz? Onun için mi hazin ve acıklı çığlıklarınız göğe yükseliyor? Evet VALLAHi, ağlayın da ağlayın! Çünkü siz ancak ağlamaya layıksınız. Sizinki öyle bir utanç ve alçaklık ki, hiçbir suyla yıkanmaz!
Siz zamanın İmamının katline ortak, en azından seyirci kalma alçaklığını içinize sindirdiniz. Onun mübarek kanının pıhtıları hâlâ ellerinizde ve siz onları aslâ aslâ temizleyemeyeceksiniz!” (alıntıdır)